18 Ocak 2012 Çarşamba

Gece..

Uzun zamandan bu yana Deren bi mızmızlanmaya,ıhlama pıhlamaya başladı dün gece..uykumuzun tam ortasında..Aldım koynuma,biraz okşadım,ellerini öptüm,bir anda kafasını aşağı doğru kaydırmaya başladı..Aha dedim tekrar meme istiyo..Bir hamleyle koluma yatırdım,bizimki yarı uyur uyanık..İlk başta anlamadı ne olduğunu,emer gibi oldu ama nafile..yok bırakmış minik o ilk zamanlardaki coşkusunu,isteğini..Yediği çorbaların,yoğurtların,pürelerin yerini tutmuyor sanırım..Ama kendimi iyice uzaklaşmış hissediyorum zaman zaman..çok da üzülüyorum..Hele ki babasına karşı aşkını gördükçe..kıskanmıyorum ama bi triplere giriyorum..acaba kız çocuklarının babaya olan genel düşkünlüğü bizimkinde de mi doruğa ulaştı bilemiyorum..

Gerçi ben de öyleydim..

Hala öyleyim de çaktırmıyorum..

Babamı çok özlüyorum....

3 Ocak 2012 Salı

Annem...

Benim hayatımda önemi büyük olan pekçok kadın vardır..Kardeşim,teyzelerim,Esa'm..Ama benim temel direğim annem,beni dünyaya getiren,gözü gibi bakmış büyütmüş,gerçekten iyi yetiştirmiş kadın vardır ki sormayın..Bizi daha doğrusu,hem beni hem kardeşimi zor şartlarda bu günlere getirmiş..hem de 30 yıl boyunca var gücüyle çalışarak..Kendisine duyduğum saygı,sevgi,minnet boyutlarını tarif edemem..

Uzun yıllar boyu çalışırken hep emeklilik günlerini düşündü,diyordu ki artık kafamı dinlerim..!!!!Emekli oldu garibim ama neye yarar..Yine sabahları erkenden uyanıyor (7.30) yine çalışıyor yine çalışıyor..mekan farklı..bu sefer homeofice :) Ne kafa dinlemek ne kafa dinlemek!!!Gerçi o halinden pek hoşnut..h.sonları Deren'i sayıklayarak pazarı zor ediyor..Ama benim vicdanım çok rahatsız ey ahali!Tırnak kadar bebeyi tanımadığım birine de bırakamam,zaten annem müsade etmez buna..Ama akşamları eve gittiğimde annemin ''hiç yorulmadım,tansiyonum gayet iyi,hiçbir sorun yok,sen rahat ol prensesim'' demesi beni tatmin etmiyor malesef...Daha beter üzüyor..Pekala biliyorum ki kendini parçalıyor deren uyuduğunda..Hergün o koca ev tertemiz,heryer toparlanmış,yemek pişmiş..Deren puripak..tüm yemeklerini güzelce yemiş,keyfi yerinde..E nasıl olacak bu iş,anam da atom karınca diil ya mübarek..Sağ kolu Esruş olmasa bunların hiçbirisi olmaz ben biliyorum da elimden gelmiyo işte bişey..Ama bi teyze olayım,o zaman işte adıcam kendimi yiğenime :) ayyyyyy Allahımmm düşünemiyorum yaaaaaaaaaaaaaa :)

Yemek vakti,ot yeme zamanım geldi :)

23 Aralık 2011 Cuma

Arkadaş..

Duramadım yazmadan..Hani yoğundun Aslı..kırdın zincirlerini demezler mi adama..

Saat olmuş nerdeyse 5,şube boşalmış,yeşil çayımı almışım,tüten dumandan etrafa tarçın kokusu yayılmış,benim Jo Malone English Pear&Freesia ile bütünleşmiş..Şubedeki yoğun insan kokusunu bir nebze hafifletmiş..Derkeeeeeeennn arkadaşım bütün bir güzelliği tek bir cümle ile dağıtmış..tüm bu güzelliklere rağmen :)..''Aslı sen ne tür bir insansın?''

''Ne tür olmamı istersin?'' dedim..

Güldü...

1-Dürüstsün,hem de herkesin gözü kapalı güveneceği kadar
2-Sabırlısın beni delirtecek kadar
3-Bazı bazı buz gibisin yanına yaklaşamayacak kadar
4-Bi de tuhaf zevklerin var,kova burcu insanısın işte tipik diye ekledi devam etti..şimdi hepsini yazamayacağım..

Çok severim kendisini,tatlı kızdır..doğru da söyledi de olay nerden buraya geldi onu hatırlayamadım şu an..Neyse..Çok oralı olmadım..sonra daldım kendi kendime..


Aslında uyuz ötesi biri olabiliyorum,çok nadir sinirlenirim ama delirdiğimde kalp kırarım,sonra üzülürüm iş işten geçer..Çiçeği burnunda anneyim ama vicdan azabı duyuyorum zaman zaman..Deren'i ihmal ediyormuşum gibi geliyor..Hafta sonları mesela,çünkü beynim cuma akşamından pzt sabahına kadar annem gelene kadar yani Deren'den hiç ayrılmamam gerektiğini söylüyor..Bir yandan da kendim için yapmak zorunda olduğum işler gelip kamp kuruyor beynimin diğer köşesine..Hoop diye geçiyor h.sonu..Nasıl geçtiğini anlamıyorum bile..Yoruldum derken içimden ''Ne yaptın ki?!!'' diyorum..Evde olmak istiyorum..Deren'den ayrılmamacasına..Sonraaa lohusalık zamanlarım geliyor aklıma,deli gibi kaşındığım zamanlar..Aynanın karşısına geçip yandan ''anne bu göbeğim böyle mi kalacak,yok ben bittim,benden bi halt olmaz artık'' diye annemi perişan ettiğim günler..İlk haftalardaki ızdıraplarım,canımı sıkan olaylar..Deren kucağımdayken ''Ya düşerse şu an,kafasını çarparsam ya,ben bu çocuğu büyütebilecek miyim?ya göğüslerim böyle kalırsa,sürekli süt akarsa,ben hep böyle kalırsam!!!''diye geçen binbir türlü..saçma sapaaan düşünceler..

Bak dedim herşey geçiyor Aslı,kızın da büyüdü,dişi bile çıktı..sen eski Aslı olmak üzeresin :) ramak kaldı..

Koşarak eve gitmek istiyorum artık...bugün cumaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Mercimek..

Öyle böyle bir yoğunluk yok şu günlerde başımda..Müşterilere yetişemiyorum,hem ziyaretler hem şube derken kendimden geçiyorum akşama doğru..Bu sebepten gün içinde Deren'i sormak için annemi dahi zor arayabiliyorum..Geçen hafta yine böyle yoğun günlerden birinde ısrarla çalan telefonumun sesinden önemli birşey olduğunu anladım..Arayan annem..

''Aslı Deren'in dişi çıkmış''

Ne!!diş mi..doktor demişti ki daha diş belirtisi yok????

Delirdim tabii ki sevinçten :) Diğer yandan da çok üzüldüm..Yavrum demek ki bu yüzden sürekli uyuklayıp oramı buramı kemiriyordu,cırcır durumları şiddetle devam ediyordu tüm muz kürlerimize rağmen :( ve ben hiçbirşey anlamadım..Öküz Aslı...hiç mi kontrol etmezsin,doktorun dediğine bu kadar mı güvenirsin..

Uzun lafın kısası minik bir prinç tanesi şu an derenin alt damağına konmuş durumda :) kaşıkta hafif tık tık sesleri,parmağımda tatlı bir acı :) artık o minicik mağaranın içine kar yağmaya başlayacak..ufaktan ufaktan..canım yavrum büyüyorsun gözümün önünde,koştururcasına..anan da çalışıyo ki ilerde sen daha güzel bir hayat yaşa,iyi okullara git,güzel,faydalı bir insan ol diye...seni bir seviyom bir seviyom anlatamam :)

14 Aralık 2011 Çarşamba

zart,zort,zurt

''Hiç kimse İzmir Çipura'sına sazan muamelesi yapmaya kalkmasın''

Yılmaz Özdil'i okuyun arkadaşlar...

Ankara...

Doğduğum,büyüdüğüm,okuduğum,hayatımın şehri (idi) Ankara..

Artık sevmez oldum bu şehri,giderek artan,insanı delirten trafiği,griliği,memnuniyetini giderek kaybeden insanları..sevmiyorum artık bu şehri..Deniz'i olan,insanları gülen,birbirinden günaydını esirgemeyen ''insanların'' olduğu bir şehre gitmek istiyorum..Göçmek istiyorum,sülalecek..hiçbir zaman kötü düşünmeyen,moralini bozmayan ben,artık istemiyorum bu şehri..

Deren'imi başka bir şehirde büyütmek,onunla birlikte yeni yerler keşfetmek,yeniden öğrenmek istiyorum..Minik kuzumun ilerde güler yüzlü,mutlu bir yavru olmasını istiyorum..Büyüdükçe aslında onu ne kadar çok sevip ne kadar çok düşündüğümü,hayatımın merkezinde olduğunu daha iyi anlıyorum..Umarım bütün isteklerim gerçekleşir bambaşka bir hayatımız olur Emoş,ben ve Deroş'un...

27 Kasım 2011 Pazar

Pazartesi...

Haftanın ilk günü sendromunu ağır geçiriyorum bugün..

Normalde etkilenmem pazartesi günlerinden,sendromunu da yaşamam ama bugün Deren'den çok zor ayrıldım..Belki de gün geçtikçe artık iyice yakınlaştığımızdan olsa gerek..Deroşuuummm,anneeeem...ne şekilde seslenirsem sesleneyim farketmiyor tık hemen kafa bana doğru dönüyor.Bugün sabah da kapıdan tam çıkarken bir çevirdi kafasını..bir baktı..eridim..içimde kopan fırtınayı anlatamam hiçkimseye...Kokusu resmen üstüme sinmiş..normalde birlikte uyumuyoruz ama birkaç gecedir saat 3-4 sularında mıyıl mıyıl mıyıldanmaya başlıyor,hoop kucaklayıp alıveriyorum koynuma..uyuyoruz beraber..Yapmamam gerekiyor sanırım,alışmaya başladı mı ne anlamadım..mıyıllara taviz yok bundan böyle!!

Hafta sonunu sürekli beraber geçirdiğimiz için olsa gerek pazartesileri böyle oluyorum kanımca...Cuma akşamları Deren'le birbirini çok uzun zamandır görmeyen iki dost gibi oluyoruz..hani ayrı gayrı ne kadar süre geçerse geçsin gördüklerinde birbirlerini yine kördüğüm olan arkadaşlar vardır ya..Aslı,Tuğba,Müjde :) gibi..O misal işte..Cuma akşamları bi başlıyoruz hamur olmaya..pazartesi sabah ayrılana kadar..geziyoruz,tozuyoruz,oynuyoruz....alışveriş en büyük keyfimiz :) sadece Deren ve benim..Emre artık bayılmak üzere alışveriş merkezlerinden..ama çare yok..buz gibi havada ne kadar dolaştırabilirim..eve hapsetmek de olmaz..gidiyoruz mecburen biyerlere..pazar günü de aynı şekilde bir alışeriş merkezi günü geçirdik..süpper ciciler aldım miniğime,dayanamıyorum..biliyorum 2 ay zor giyecek ama elimde değil kaybediyorum kendimi..ama sadece Deren için..

Aklıma gelmişken çoook uzun bir aradan sonra ilk kez bir Türk sanatçısının CD'sini aldım,hiç de tarzım olmayan bir kişidir esasen kendisi,Murat Boz..Ne güzel bir albüm yapmış,doyamadım dinlemeye..ama asıl anlatmak istediğim şudur ki benim kulağıma eşşeğin bacağı kaçmış..CD'de 2. parça ''Aşklarım Büyük Benden''...

Şarkının nakarat bölümünde diyor ki..

Biter mi dünyada yenisi bitmez derken
Ben yine çalıp alırım aşkı koynuma seherden
Yıllanmış sevdalarımı bir çıkar sanma senden
Sen bile inanamazsın aşklarım büyük benden..................

Bense aynen şöyle mırıl mırıl mırıldanıyorDUM...

Biter mi dünyada yenisi bitmez derken
Ben yine çalkalarım aşkı koynuma severken
Yıllanmış sevdalarımın biri çıkar sandım senden
.....falaaan filan...


Ya diyorum ne diyor buralarda..hem böyle deyip hem saçmalıyormuşum zaar..kulağım süperdir esasında,mütevazilik yapamıcam,bilmediğim şarkı yoktur,sevmesem de hemen ezberlerim çat diye...yaşlanıyorum belki de..kulağına s....m Aslı dedim içimden..iyi ki biyerde falan söylemedim yerin dibine girerdim töbe bidaha da çıkamazdım :)

2. ve 6. parçalar super duper bu arada....aklıma super duper love geldi

Laylayloooommmmmmmmmmmmmmmm..