16 Mart 2012 Cuma

KADINA ŞİDDET................

Uzun zamandır yazmıyorum da yazamıyorum da..Hem sağlık sorunları hem Deroş hem iş..zamanım kalmıyor ki kendimle bile ilgilenmeye..sözüm ona sosyalleşmeye..

Deren 10 aylık oldu tam bugün..çok değişti..artık anne olduğumu iyiyden iyiye hissetmeye başladım..Ama bugün Deren'le ilgili birşeyler yazmayacağım buraya..İçimde patlamaya hazır bir volkan var şu an..dün akşam kımıldamaya başlayan..her an taşabilme potansiyeline sahip..

Beni bu kadar üzen,delirten olay annemin zor şartlarda büyütüp bir o kadar zor şartlarda okutup koklamaya kıyamadığı kardeşimin,camın,yarım,herşeyim Esra'mın PANORA gibi bir AVM'de OI ARTE gibi bir mağazada sözüm ona mağaza yöneticilerinden yediği dayak..Sadece kardeşim değil eşimin ablası da aynı şekilde tekme ve yumruklardan nasibini almış durumda..Şimdi bu yazıyı okumaya başlayan biri ''hadi canım,kimbilir neler olmuştur,durduk yere böyle bir olay çıkar mı'' şeklinde pekçok şey soracaktır kendi kendine..şimdi olayı detaylarıyla size aktaracağım..

Kardeşim ortalama 10 gün önce  tekrar tekrar ismini yazmak istediğim OI ARTE isimli mağazadan bir çift bot almıştı.Hatta eve geldiğinde hepimiz çok gülmüş,böyle bir ayakkabıyı nerden bulduğunu sormuştuk,kendisi çok beğendiği için de ses çıkarmamıştık.Ayakkabı 10 gün içinde inanılmaz deforme olduğu için kardeşim dün mağazaya gidip tamir ettirmek istediğini söylemişti bana,gitmeden önce de ''abla kesinlikle değiştirmeyeceğim sadece tamir etseler bana yeter'' şeklinde de bir muhabbet geçmişti aramızda..Neyse..mağazaya gitmiş durumu izah etmişler,ordaki satış temsilcisi bayan 15 dk sonra gelin şube yöneticimiz ile görüşün diye bir cevap vermiş..Aynen dediği gibi 15 dk sonra tekrar mağazaya gittiklerinde sözüm ona mağaza yöneticisi çocuk ayakkabıya bakıp ''olur incelemeye alalım 1 ay,2 ay,3 ay bakarlar artık süre veremeyiz bize dönüş olur haber veririz!!'' şeklinde bir cevap vermiş..Kardeşim de bunun bir süresi olduğunu bunun da en fazla 1 ay olabileceğini zaten değişim istemediğini belirttiğinde de yöneticiden ''zaten nereye gitSEN aynı şey olur,hiçbiryerde değiştiremezSİN KIZIM'' cevabını almıştır.E bir insan sizinle bu şekilde konuşursa bi uyarma gereği hissetmez misiniz?Bizimkiler şokta tabii ki..Demiş sen ne biçim konuşuyosun benimle..derken bizim yönetici küfür ederek ''bi s...in gidin şu mağazadan'' şeklinde cevap vermiş...Olayı çığırından çıkaran zaten elemanın ettiği küfür ve ayakkabıları alıp içeri odaya atıp ''git nereye şikayet ediyosan et ayakkabı da yok'' demesi..Neyse....Kardeşim haklı olarak polisin çağırılmasını ve parasını istediğini almadan da mağazadan çıkmayacağını söylediği anda gözüne,burnuna yumruğu yiyor..Eşimin ablası da kendilerini savunmak istediğinde yan mağazanın satış görevlisi tarafından darp ediliyor..Hem de öyle böyle değil..Bu bahsi geçen kardeşim 1.76 boyunda 63 kilo ağırlığında ufak tefek olmayan bir bayan..Bir yumrukla mağazanın giriş kapısına kadar yuvarlanabiliyor.Aldığı yumruğun şiddetini düşünün,hem de bir erkek tarafından..Diğeri de tam tersi minyon zaten üflesen uçacak ebatlarda ablamız..Her ikisi de üniversite mezunu işi gücü olan,gayet normal insanlar..yani böyle bir olayı hala nasıl yaşadılar aklım hayalim almıyor..Birsürü senaryo aklıma geliyor..Varsayalım ki anormaller..iki deli PANORA'ya gittiler olay çıkarmak için,mağazada olay çıkardılar,kardeşim nerde yaşıyoruz kaçıncı yüzyılda,bu dayak olayının nasıl bir açıklaması olabilir?Kardeşimin gözü davul gibi,burnunun şekli şemali değişmiş,ablam desen kafasının ortasında bi bölüm açık,saçları yolunmuş,boğazı aynı şekilde şiş..nasıl böyle bir olay yaşanabilir?Kamera kayıtlarında herşeyin ortaya çıkacağını düşünemiyorlar mı?Mağaza satış görevlilerinden bir bayanın en son nokta atışını söylemek istiyorum''s... gidin dedik anlamadınız mı o.....lar'' diyerek alıp attığı ayakkabı da mağaza vitrinini çatlatıyor..konu o kadar uzun ve daylı ki..anlatırken dün gece 11'e kadar çektiğim eziyetler geliyor aklıma..Acaba yanlarında bir erkek olsaydı da aynı şekilde dayak yerler miydi?Ya da o yöneticiler bir erkeğe bu şekilde tekme tokat girişebilirler miydi?

Asıl konu PANORA...nasıl bir güvenlik sisteminiz var,didik didik çantalara bakıyorsunuz güya,bu olay olurken nerdeydiniz,olayın sonunda geldiniz,neden polis çağırılmadı..Çağırdık yolda şeklinde neden bir yalan atılıyor neden korkuluyor..PANORA güvenliklerinin yanında son bir tekmeyi nasıl sallayabildi o çocuk benim kardeşime..Ya bu kızlardan biri 2 aylık hamile olsaydı,sarası olsaydı,kalbinde pili dursaydı,aldığı darbeyle kafası yere çarptığında şişmek yerine dağılsaydı..kime ne hesap verecektiniz neyi savunacaktınız..bu nasıl bir güvenlik anlayışıdır?Bu işin başınıza büyük bir dert açabileceği hiç aklınıza gelmedi mi?Milleti ne zannediyorsunuz?Dayağını yer susar,döner evine gider mi?Böyle bir olayda adınızın geçecek olması size hiç zarar vermeyecek mi?Hiç mi müşteri memnuniyeti denen bir kavram birlmiyorsunuz sorarım size PANORA YÖNETİCİLERİ..........

Şimdi asıl komedi karakol..Polislerin dahi durumu anlamamışken ve hiçbir şekilde,ne olursa olsun,kardeşiniz farklı bir şekilde davransa bile darp kabul edilemez,hiçbir kurumda,özel işletmede hiçbir müşteriye bu şekilde davranamaz,gerekli kişiler cezasını maddi manevi çekecektir demelerine karşın ''ben firma sahibiyim,tüm OI ARTE benden sorulur,ben herkesi tanıyorum'' edasıyla bir hışımla karakola giren,sürekli sırıtarak ''ben de zararımın karşılanmasını istiyorum,neyse cezası çeksinler'' şeklinde yüksek sesle yaveriyle konuşan OI ARTE genel müdürü MERAL HANIM...bu nasıl bir yöneticiliktir,nasıl bi hanımefendiliktir..Ne taktiğiydi o..kışkırtma mı,sizin tavrınıza cevap vermemizi olay çıkmasını istediniz ama malesef başarılı olamadınız..Düzgün işini bilen bir yönetici olsaydınız o yüzü gözü görüp gelip sorardınız,ne oldu bu kadar nedir sorun derdiniz,Onlar kadın olamaz,o ikisini de kadından saymıyorum diyen ağzınızı burnunuzı sizin de yok yere dağıtırlarsa birgün ne demek istediğimi anlarsınız..Yazık bir bayan olarak sergilediğiniz tavır son derece çirkin ve rahatsız ediciydi..Size diyecek tek bir söz dahi bulamıyorum..

Firmanın menşeği ülkeye yaklaşık 2 saatimi alan bir maili de göndermiş bulunmaktayım..Artık güvenliği sağlayamadığı ve olay halinde polis çağırdık deyip çağırmadığı ve bayanları kendi başlarına polise gitmeleri gerektiğini söylediği,böyle insanları ve böyle bir mağazayı bünyesinde barındırdığı için  PANORA AVM ve saygıdeğer yöneticileri ile birlikte OI ARTE ile hukuk mücadelemiz başlamıştır..Bu konu hiçbir şekilde tarafımızca unutulmayacaktır..


SÖZ KONUSU AVM PANORA
SÖZ KONUSU FİRMA OI ARTE
YÖNETİCİ MERAL HANIM

LÜTFEN AVM SEÇERKEN DİKKATLİ OLUN ÇOCUKLARINIZI TEK BAŞINA ÖZELLİKLE PANORA AVM 'YE YOLLAMAYIN..OI ARTE GİBİ BİR MAĞAZANIN ÖNÜNDEN BİLE GEÇİRMEYİN..

18 Ocak 2012 Çarşamba

Gece..

Uzun zamandan bu yana Deren bi mızmızlanmaya,ıhlama pıhlamaya başladı dün gece..uykumuzun tam ortasında..Aldım koynuma,biraz okşadım,ellerini öptüm,bir anda kafasını aşağı doğru kaydırmaya başladı..Aha dedim tekrar meme istiyo..Bir hamleyle koluma yatırdım,bizimki yarı uyur uyanık..İlk başta anlamadı ne olduğunu,emer gibi oldu ama nafile..yok bırakmış minik o ilk zamanlardaki coşkusunu,isteğini..Yediği çorbaların,yoğurtların,pürelerin yerini tutmuyor sanırım..Ama kendimi iyice uzaklaşmış hissediyorum zaman zaman..çok da üzülüyorum..Hele ki babasına karşı aşkını gördükçe..kıskanmıyorum ama bi triplere giriyorum..acaba kız çocuklarının babaya olan genel düşkünlüğü bizimkinde de mi doruğa ulaştı bilemiyorum..

Gerçi ben de öyleydim..

Hala öyleyim de çaktırmıyorum..

Babamı çok özlüyorum....

3 Ocak 2012 Salı

Annem...

Benim hayatımda önemi büyük olan pekçok kadın vardır..Kardeşim,teyzelerim,Esa'm..Ama benim temel direğim annem,beni dünyaya getiren,gözü gibi bakmış büyütmüş,gerçekten iyi yetiştirmiş kadın vardır ki sormayın..Bizi daha doğrusu,hem beni hem kardeşimi zor şartlarda bu günlere getirmiş..hem de 30 yıl boyunca var gücüyle çalışarak..Kendisine duyduğum saygı,sevgi,minnet boyutlarını tarif edemem..

Uzun yıllar boyu çalışırken hep emeklilik günlerini düşündü,diyordu ki artık kafamı dinlerim..!!!!Emekli oldu garibim ama neye yarar..Yine sabahları erkenden uyanıyor (7.30) yine çalışıyor yine çalışıyor..mekan farklı..bu sefer homeofice :) Ne kafa dinlemek ne kafa dinlemek!!!Gerçi o halinden pek hoşnut..h.sonları Deren'i sayıklayarak pazarı zor ediyor..Ama benim vicdanım çok rahatsız ey ahali!Tırnak kadar bebeyi tanımadığım birine de bırakamam,zaten annem müsade etmez buna..Ama akşamları eve gittiğimde annemin ''hiç yorulmadım,tansiyonum gayet iyi,hiçbir sorun yok,sen rahat ol prensesim'' demesi beni tatmin etmiyor malesef...Daha beter üzüyor..Pekala biliyorum ki kendini parçalıyor deren uyuduğunda..Hergün o koca ev tertemiz,heryer toparlanmış,yemek pişmiş..Deren puripak..tüm yemeklerini güzelce yemiş,keyfi yerinde..E nasıl olacak bu iş,anam da atom karınca diil ya mübarek..Sağ kolu Esruş olmasa bunların hiçbirisi olmaz ben biliyorum da elimden gelmiyo işte bişey..Ama bi teyze olayım,o zaman işte adıcam kendimi yiğenime :) ayyyyyy Allahımmm düşünemiyorum yaaaaaaaaaaaaaa :)

Yemek vakti,ot yeme zamanım geldi :)

23 Aralık 2011 Cuma

Arkadaş..

Duramadım yazmadan..Hani yoğundun Aslı..kırdın zincirlerini demezler mi adama..

Saat olmuş nerdeyse 5,şube boşalmış,yeşil çayımı almışım,tüten dumandan etrafa tarçın kokusu yayılmış,benim Jo Malone English Pear&Freesia ile bütünleşmiş..Şubedeki yoğun insan kokusunu bir nebze hafifletmiş..Derkeeeeeeennn arkadaşım bütün bir güzelliği tek bir cümle ile dağıtmış..tüm bu güzelliklere rağmen :)..''Aslı sen ne tür bir insansın?''

''Ne tür olmamı istersin?'' dedim..

Güldü...

1-Dürüstsün,hem de herkesin gözü kapalı güveneceği kadar
2-Sabırlısın beni delirtecek kadar
3-Bazı bazı buz gibisin yanına yaklaşamayacak kadar
4-Bi de tuhaf zevklerin var,kova burcu insanısın işte tipik diye ekledi devam etti..şimdi hepsini yazamayacağım..

Çok severim kendisini,tatlı kızdır..doğru da söyledi de olay nerden buraya geldi onu hatırlayamadım şu an..Neyse..Çok oralı olmadım..sonra daldım kendi kendime..


Aslında uyuz ötesi biri olabiliyorum,çok nadir sinirlenirim ama delirdiğimde kalp kırarım,sonra üzülürüm iş işten geçer..Çiçeği burnunda anneyim ama vicdan azabı duyuyorum zaman zaman..Deren'i ihmal ediyormuşum gibi geliyor..Hafta sonları mesela,çünkü beynim cuma akşamından pzt sabahına kadar annem gelene kadar yani Deren'den hiç ayrılmamam gerektiğini söylüyor..Bir yandan da kendim için yapmak zorunda olduğum işler gelip kamp kuruyor beynimin diğer köşesine..Hoop diye geçiyor h.sonu..Nasıl geçtiğini anlamıyorum bile..Yoruldum derken içimden ''Ne yaptın ki?!!'' diyorum..Evde olmak istiyorum..Deren'den ayrılmamacasına..Sonraaa lohusalık zamanlarım geliyor aklıma,deli gibi kaşındığım zamanlar..Aynanın karşısına geçip yandan ''anne bu göbeğim böyle mi kalacak,yok ben bittim,benden bi halt olmaz artık'' diye annemi perişan ettiğim günler..İlk haftalardaki ızdıraplarım,canımı sıkan olaylar..Deren kucağımdayken ''Ya düşerse şu an,kafasını çarparsam ya,ben bu çocuğu büyütebilecek miyim?ya göğüslerim böyle kalırsa,sürekli süt akarsa,ben hep böyle kalırsam!!!''diye geçen binbir türlü..saçma sapaaan düşünceler..

Bak dedim herşey geçiyor Aslı,kızın da büyüdü,dişi bile çıktı..sen eski Aslı olmak üzeresin :) ramak kaldı..

Koşarak eve gitmek istiyorum artık...bugün cumaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Mercimek..

Öyle böyle bir yoğunluk yok şu günlerde başımda..Müşterilere yetişemiyorum,hem ziyaretler hem şube derken kendimden geçiyorum akşama doğru..Bu sebepten gün içinde Deren'i sormak için annemi dahi zor arayabiliyorum..Geçen hafta yine böyle yoğun günlerden birinde ısrarla çalan telefonumun sesinden önemli birşey olduğunu anladım..Arayan annem..

''Aslı Deren'in dişi çıkmış''

Ne!!diş mi..doktor demişti ki daha diş belirtisi yok????

Delirdim tabii ki sevinçten :) Diğer yandan da çok üzüldüm..Yavrum demek ki bu yüzden sürekli uyuklayıp oramı buramı kemiriyordu,cırcır durumları şiddetle devam ediyordu tüm muz kürlerimize rağmen :( ve ben hiçbirşey anlamadım..Öküz Aslı...hiç mi kontrol etmezsin,doktorun dediğine bu kadar mı güvenirsin..

Uzun lafın kısası minik bir prinç tanesi şu an derenin alt damağına konmuş durumda :) kaşıkta hafif tık tık sesleri,parmağımda tatlı bir acı :) artık o minicik mağaranın içine kar yağmaya başlayacak..ufaktan ufaktan..canım yavrum büyüyorsun gözümün önünde,koştururcasına..anan da çalışıyo ki ilerde sen daha güzel bir hayat yaşa,iyi okullara git,güzel,faydalı bir insan ol diye...seni bir seviyom bir seviyom anlatamam :)

14 Aralık 2011 Çarşamba

zart,zort,zurt

''Hiç kimse İzmir Çipura'sına sazan muamelesi yapmaya kalkmasın''

Yılmaz Özdil'i okuyun arkadaşlar...

Ankara...

Doğduğum,büyüdüğüm,okuduğum,hayatımın şehri (idi) Ankara..

Artık sevmez oldum bu şehri,giderek artan,insanı delirten trafiği,griliği,memnuniyetini giderek kaybeden insanları..sevmiyorum artık bu şehri..Deniz'i olan,insanları gülen,birbirinden günaydını esirgemeyen ''insanların'' olduğu bir şehre gitmek istiyorum..Göçmek istiyorum,sülalecek..hiçbir zaman kötü düşünmeyen,moralini bozmayan ben,artık istemiyorum bu şehri..

Deren'imi başka bir şehirde büyütmek,onunla birlikte yeni yerler keşfetmek,yeniden öğrenmek istiyorum..Minik kuzumun ilerde güler yüzlü,mutlu bir yavru olmasını istiyorum..Büyüdükçe aslında onu ne kadar çok sevip ne kadar çok düşündüğümü,hayatımın merkezinde olduğunu daha iyi anlıyorum..Umarım bütün isteklerim gerçekleşir bambaşka bir hayatımız olur Emoş,ben ve Deroş'un...